Osman AninVIEW PROFILE →
Yapay tatlandırıcılar ve tip 2 diyabet: 721 bin kişilik analiz yüzde 31 daha yüksek risk gösterdi
Frontiers in Nutrition dergisinde 16 Ağustos'ta yayımlanan geniş kapsamlı bir derleme, yapay tatlandırıcıları daha çok tüketenlerde tip 2 diyabet riskinin yüzde 31 daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Ancak araştırmacılar, sonuçların nedensellik kanıtlamadığını ve temkinli okunması gerektiğini vurgulu
Yıllardır şekere sağlıklı bir alternatif olarak sunulan yapay tatlandırıcılar, yeni bir bilimsel çalışmayla yeniden tartışmaya açıldı. Frontiers in Nutrition dergisinde 16 Ağustos'ta yayımlanan geniş kapsamlı bir derleme ve meta-analiz, bu tatlandırıcıları daha fazla tüketen kişilerde tip 2 diyabet görülme riskinin belirgin biçimde daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Araştırma, tek bir deney değil, halihazırda yapılmış altı büyük ileriye dönük kohort çalışmasının verilerini bir araya getiren bir analiz niteliğinde. Toplamda 721 bin 3 yetişkini kapsayan bu çalışmalar Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve Avrupa'da yürütüldü ve katılımcılar ortalama 10,1 yıl boyunca düzenli olarak takip edildi.
Çalışmanın temel bulgusu oldukça dikkat çekici. Yapay tatlandırıcıyı hiç tüketmeyen ya da çok az tüketen kişilerle karşılaştırıldığında, yüksek miktarda tüketenlerde tip 2 diyabet geliştirme riski yüzde 31 daha yüksek bulundu. İstatistiksel olarak bu, 1,31 değerinde bir birleşik risk oranına, yüzde 95 güven aralığıyla 1,16 ile 1,49 arasına karşılık geliyor.
Araştırma neyi inceledi
Analize dahil edilen çalışmalar, beslenme epidemiyolojisinin en bilinen isimlerinden oluşuyor. Bunlar arasında Fransa merkezli NutriNet-Santé, Avrupa çapındaki EPIC-InterAct, Amerika'daki MESA ve Japonya'daki JPHC çalışmalarının yanı sıra, sağlık çalışanları ve hemşireler üzerinde yürütülen köklü takip araştırmaları da yer alıyor.
Takip süresi boyunca katılımcılar arasında toplam 38 bin 445 yeni tip 2 diyabet vakası tespit edildi. Bu da her bin kişi-yılı başına yaklaşık 5,3 vakaya denk geliyor. Bu kadar geniş bir örneklem, tek başına küçük çalışmalarda kolayca görülemeyecek eğilimlerin istatistiksel olarak fark edilmesine olanak tanıyor.
Bulgular ne söylüyor
Araştırmacılara göre bu sonuçlar, yapay tatlandırıcıların şekere kıyasla metabolik açıdan tamamen nötr bir seçenek olmayabileceğini düşündürüyor. Yani kalorisiz olmaları, vücut üzerindeki etkilerinin hiç bulunmadığı anlamına gelmiyor. Bu, uzun süredir tatlandırıcıları tümüyle güvenli bir kaçış yolu olarak görenler için önemli bir hatırlatma niteliğinde.
Bu bulgu, son yıllarda benzer sinyaller veren diğer araştırmalarla da örtüşüyor. Daha önce yapılan bazı çalışmalar, tatlandırıcılı içeceklerin düzenli tüketiminin metabolik sağlık üzerinde beklenmedik etkileri olabileceğine işaret etmişti. Yeni analiz, bu tartışmaya çok daha geniş bir veri havuzuyla ve daha güçlü bir istatistiksel temelle katkı sunuyor.
Önemli uyarılar
Ancak araştırmacılar, sonuçların abartılmaması konusunda ısrarla uyarıyor. Analize dahil edilen tüm çalışmalar gözlemsel nitelikte, yani belirli bir sonucu doğrudan tek bir nedene bağlamıyor. Bu nedenle çalışma, yapay tatlandırıcıların diyabete yol açtığını kanıtlamıyor, yalnızca ikisi arasında istatistiksel bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.
Ekip, kanıtların kesinlik düzeyini de düşük olarak değerlendirdi. Bunun başlıca nedenleri, elde yalnızca altı çalışmanın bulunması ve bu çalışmaların sonuçları arasında ciddi farklılıklar görülmesiydi. Ayrıca tüketim bilgileri katılımcıların kendi beyanına dayandığı için, hatırlama hatalarından kaynaklanan bir yanlılık riski de bulunuyor.
Bir başka önemli çekince ise ters nedensellik olasılığı. Metabolik açıdan zaten risk altında olan ya da kilo vermeye çalışan kişilerin, tam da bu nedenle şeker yerine yapay tatlandırıcıya yönelmiş olması mümkün. Bu durumda yüksek tüketim, diyabetin nedeni değil, aslında halihazırda var olan bir riskin işareti olabilir.
Olası mekanizmalar ve anlamı

Yine de araştırmacılar, olası biyolojik açıklamalar üzerinde de duruyor. Öne sürülen mekanizmalar arasında bağırsak mikrobiyotasının bileşiminin değişmesi, bağırsak bariyerinin bozulması, insülin duyarlılığının azalması, iltihaplanma süreçleri ve iştahı düzenleyen hormonal yolakların etkilenmesi yer alıyor. Bunların hiçbiri henüz kesin biçimde kanıtlanmış değil.
Sonuç olarak bu çalışma, tek başına yapay tatlandırıcıları tamamen dışlamak için yeterli bir gerekçe sunmuyor, ancak dikkatli olunması gerektiğini hatırlatıyor. Uzmanlar, hem şekerli hem de yapay tatlandırıcılı ürünleri ölçülü tüketmenin, su ve doğal gıdalara ağırlık vermenin metabolik sağlık açısından hâlâ en güvenli yol olduğunu vurguluyor.






